ADLÎ YARGIDA İSTİNAF ÇALIŞTAYI HUKUK VE CEZA YARGILAMASI BAKIMINDAN  DEĞERLENDİRME RAPORU

ADLÎ YARGIDA İSTİNAF ÇALIŞTAYI HUKUK VE CEZA YARGILAMASI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME RAPORU

 

 

 

 

 

İZMİR BAROSU

ve

YARGIÇLAR SENDİKASI

 

 

ADLÎ YARGIDA İSTİNAF ÇALIŞTAYI

Hukuk ve Ceza Yargılaması Bakımından

DEĞERLENDİRME RAPORU

 

 

 

İzmir, 27 Mart 2026

 

 

GİRİŞ

 

1. Çalıştayın Amacı ve Kapsamı

İstinaf sistemi, önce Osmanlı İmparatorluğu döneminde farklı şekillerde düzenlenmiş, sonra Cumhuriyetin başlangıcında kısa süren bir varlığı olmuşsa da, çok fazla uygulaması olmadan kaldırılmıştır. Ancak kaldırılırken dahi, o sıradaki yetersizlikler sebebiyle kaldırıldığı belirtilerek bunun bir ihtiyaç olduğu, en uygun zamanda tekrar kurulmasının gerekli olduğu belirtilerek bazı tedbirler alınmaya çalışılmıştır. Dereceli yargılama hakkının hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı bakımından önemi ve gerekliliği neredeyse tartışmasızdır. Bu sebeple kaldırıldıktan sonra da istinafların gerekliliği sürekli gündemde kalmış, adlî yıl açılışlarında dile getirilmiş, akademik ortamlarda seslendirilmiştir. Nihayetinde 5235 sayılı ve 5236 sayılı Kanunlarla 2005 yılında hukuk sistemimize girmiş; ancak on yıldan fazla süre ile uygulanamamıştır. İstinaf 2016 yılı itibariyle fiilen uygulanmaya başlanmış ise de insan, teknik ve alt yapı unsurlarındaki eksiklikler birçok sorunu beraberinde getirmiştir.

Esasen istinaf kurumunun kendisi değil, ama bugünkü işleyişi sorunludur ve farklı şikâyetlerin konusudur. Bu şikâyetler avukat, hâkim, savcı nezdinde ve hak arayanlar nezdinde ayrı ayrı ortaya çıkmaktadır. Yirmi yıldır düzenlemesi olan, yaklaşık on yıldan beri de uygulanmasına rağmen, istinaf sistemi bugüne kadar bir kısmî kronik hâle gelmiş sorunlarla anılmaktadır. Bu sorunların bir kısmı az da olsa mevzuat, diğer kısmı içtihat, önemli kısmı ise uygulama, alt yapı, personel, planlama, iletişim, yaklaşım vesaire sorunlarıdır.

Çalıştay’ın amacı, öncelikle ve özellikle, uygulama gözüyle bu sorunların en temel olanlarının, çözüm önerileri ile birlikte tespitidir. Bu sebeple Çalıştay’da ağırlıklı olarak uygulamacıların, konuyla ilgili avukatların, tecrübeli hâkim ve savcıların yer almasına önem verilmiş, bu alanda çalışan akademisyenlerden de destek alınmıştır. Burada açık ve sınırlı çerçevesi olan toplantı şeklinde (sempozyum, konferans, panel şeklinde) değil, daha yoğun, tartışma zemininin oluştuğu, karşılıklı görüş alış-verişinin imkânı olan, farklı görüş ve deneyimlerin paylaşıldığı çalıştay şeklinde bir çalışma yöntemi belirlenmiştir.

Türk yargı sisteminde, düzenlemesi daha önce yapılan ancak 2016 yılında faaliyete geçen istinaf mahkemeleri, ilk derece mahkemesi kararlarını hem maddî hem de hukukî yönden denetleyen ve aynı zamanda duruma göre hüküm mahkemesi işlevi gören bir yapıyı haizdir. Bu hâliyle ilk derece ile temyiz arasında bir kanun yolu mercii olarak konumlandırılmıştır. Kuruluşundan bu yana geçen yaklaşık on yıllık süreç, istinaf sisteminin işleyişine ilişkin önemli veriler ortaya koymuş; bazı beklentilerin karşılandığı görülmekle birlikte, yapısal, usûle ilişkin ve kurumsal nitelikte çeşitli sorunların da biriktiği gözlemlenmiştir.  

Bu çerçevede, 27 Mart 2026 tarihinde, İzmir Barosu tarafından Yargıçlar Sendikasının iş birliği ve İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin katkılarıyla “Adli Yargıda İstinaf Çalıştayı” düzenlenmiştir. Çalıştayın temel amacı; istinaf kurumunun işleyişini tüm boyutlarıyla masaya yatırmak, öncelikle uygulamadan kaynaklanan somut tespitler ışığında, istinafa ilişkin sorunları bir bütün olarak çözüm önerileri ile birlikte ele almaktır. Çalıştay’da sadece sorun tespiti yapmak amaçlanmamış, aynı zamanda çözüm önerilerine odaklanmıştır.

Çalıştayda, ceza yargılaması ve hukuk yargılaması olmak üzere iki ayrı çalışma grubu ve masa oluşturulmuştur. Her iki masada da hâkimler, Cumhuriyet savcıları, baro temsilcileri, avukatlar ve akademisyenlerden oluşan katılımcı bir yapı benimsenmiştir. Bu çok bileşenli katılım modeli, sorunların yalnızca tek bir kurumsal perspektiften değil; farklı meslekî deneyim ve bakış açılarıyla birlikte değerlendirilmesini sağlamıştır.

 

2. Çalıştayın Katılımcıları ve Yöntemi

Çalıştay İzmir Barosu öncülüğü ve organizasyonunda olsa da, Yargıçlar Sendikası katkı ve iş birliği ile adliyemizin değerli hâkimleri, savcıları, Bölge Adliye Mahkemesi Adalet Komisyonunun yönlendiriciliği ile şekillenmiştir. Ayrıca konunun uzmanı olan akademisyenler de katkı sağlamış ve destek olmuşlardır. Bu sebeple, katılımcıların büyük ağırlığı farklı konum ve seviyede uygulamacılardan oluşmaktadır.  Katılımcılarda gönüllülük esası şeklinde hareket edilmiş, ancak çeşitlilik gözetilmiştir.

Çalışma, İzmir ilinin yargı çevresi kapsamında olsa da, konulara bütüncül ve genel bir çerçevede yaklaşılması amaçlanmıştır. Bu sebeple yerel sorunlar sınırlı olduğu gözetilmekle birlikte, istinafa genel ve bütün olarak bakılması asıl çerçeveyi oluşturmaktadır.

Her iki masada da tartışmalar, önceden belirlenen sorun başlıkları üzerinden yürütülmüş, ancak duruma göre yeni tartışmalarla bu sorunlar yeniden değerlendirilmiştir. Katılımcılar sırasıyla söz alarak kendi deneyimleri ve gözlemlerine dayalı tespitlerini aktarmış; ardından konuya ilişkin çözüm önerileri tartışılmıştır. Tartışmalar genel kural olarak uzlaşı arayışına dayalı bir müzakere anlayışıyla yönetilmiş; görüş ayrılıklarının bulunduğu konularda azınlık görüşleri de kayıt altına alınmıştır. Tüm konularda her zaman görüş birliği olmasa da, sorunlar ve çözüm önerilerinin ağırlıklı kısmında yeknesaklık sağlandığını söylemek gerekir.

Çalıştay’ın daha verimli olması bakımından Hukuk ve Ceza Grubu şeklinde iki ana çalışma grubu oluşturulmuştur. Toplantının başında, bütünlük için genel bir toplantı yapıldıktan sonra, her iki grup çalışmalarını ayrı ayrı yürütmüştür.

Hukuk ve Ceza Grubunda, süreci takip, zamana uyma ve notlama bakımından hâkimlerimiz arasından seçilen birer kolaylaştırıcı (moderatör) nezaretinde grup çalışmaları yürütülmüştür. Ayrıca her iki grupta bağlantıyı sağlamak ve raporların düzeni bakımından akademisyenler arasından da bir genel kolaylaştırıcı görevlendirilmiştir. Tartışmalar, İzmir Barosunun teknik desteği ile not edilmiş, bu notlar her iki grupta üzerinde tartışılarak değerlendirilmiştir.

Her grupta kolaylaştırıcının koordinasyonunda, tüm konuşmacılara söz verilerek katkıları alınmış, bazı noktalarda ise tartışma ve ayrıca kapsamlı değerlendirmeler yapılmıştır. Sorunlar ve çözümler mümkün olduğunca kategorik şekilde ele alınmış, toparlanmış, raporlamaya elverişli şekilde özetlenmiştir.

Çalıştay sonrası, her iki grupta yer alan akademisyenler, genel kolaylaştırıcının koordinasyonunda, bu tespitleri bir ön rapora dönüştürmüş, daha sonra diğer kolaylaştırıcıların ve katılımcıların da katkısı ile bu ön rapor gözden geçirilmiştir. Bu gözden geçirilmiş ön rapor tüm bileşenler ve katılımcılarla paylaşılmış, mutabık kalınan son hali nihaî rapor olarak kabul edilmiş, tartışmalı hususlar ise ayrıca belirtilmiştir. Bu raporun daha sonra ilgili makamlarla paylaşılması, ardında da daha geniş bir sempozyum ya da panel konusu olması da düşünülmektedir.

Bu rapor, söz konusu tartışmaların bütüncül bir çerçevede yansıtılması amacıyla hazırlanmıştır. Bireysel görüşler yerine tartışmaların genel yönü ve varılan ortak kanaatler esas alınmış, kişi odaklı değil konu odaklı bir aktarım benimsenmiştir. Burada mümkün olduğunca mutabakata varılması yöntemi tercih edilmiştir. Rapor iki ana bölümden oluşmaktadır: Bölüm I ceza yargılaması masasını, Bölüm II ise hukuk yargılaması masasını kapsamaktadır. Raporun sonunda her iki masanın ortak bulguları sentezlenerek genel bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır.

3. Öne Çıkan Temel Sorun Alanları

Her iki masada da ortaklaşa sorun alanları incelendiğinde, ayrıntıları aşağıda belirtilmekle birlikte, ana noktalar şu şekilde belirlenebilir:

  • Mevzuata dayanan sorunlar: Bu sorunların esasen nisbeten daha az olduğu söylenebilir.
  • Kurumsal yük ve iş yoğunluğu: İstinaf mahkemelerinin taşıdığı dosya sayısı, mevcut yargısal kapasitenin çok üzerinde seyretmektedir. Bu dengesizlik, hem kararların niteliğini hem de yargılama sürelerini sistematik biçimde olumsuz etkilemektedir. Bugün için, diğer sorunların doğurduğu bir sonuç olarak en önemli sorun haline gelmiştir.
  • Bölge adliye mahkemelerine ilişkin planlama, kuruluşu ve yapısı: Bölge adliye mahkemelerinin başlangıçta tam kurulamaması, kurulduktan sonra yeterli sayıda daire ve üye ile desteklenememesi, mevcutlar henüz tam kapasiteye ulaşmadan ve eksiksiz çalışması sağlanmadan, yeni bölge adliye mahkemelerinin kurulması, kurulan bölge adliye mahkemelerinde az sayıda daire ve üye yapısı sebebiyle bir dairenin istinafın niteliğine uygun olmayan şekilde aynı anda farklı uzmanlık alanlarına bakması gibi, temel yapısal sorunlar söz konusudur. Şu anda belki de diğer sorunların da, ana kaynağını bu oluşturmaktadır. Bu noktada istinafa atanan hâkimlerin uzmanlık sorunları, dairede yeterli hâkim bulunmaması, yazı işleri personeli sorunu, hâkim yardımcılığının doğru ve etkin yapılanmaması ayrıca sorundur.
  • Uygulama birliği eksikliği: Aynı konularda farklı bölge adliye mahkemelerinin, aynı bölge adliye mahkemesinde farklı dairelerin farklı sonuçlara ulaşması, hatta bazen aynı daireden farklı kararların çıkması hukukî öngörülebilirliği ve güveni zedelemekte, sürpriz karar riski doğurmaktadır. Bu durum ayrıca alt mahkemeler açısından da ciddi belirsizlikler doğurmakta, yargılama ve karar istikrarını zedelemekte, adalete güvende tereddüt oluşturmaktadır.
  • İlk derece yargılamasının sorunlarının ve genel yargılama sorunlarının yansımaları: Kaliteli bir istinaf aşaması, ancak ilk dereceden gelecek dosyaların kalitesi ve niteliği ile mümkündür. İstinaflara tecrübeli hâkimlerin alınması sonrası ilk derecede bu anlamda bir boşluk oluşmuştur. Ayrıca ilk derecedeki yargılama sorunları, doğrudan istinafı etkilemektedir. Örneğin, özel hukukta ilk derece aşamasında; ceza hukukunda soruşturma ve kovuşturma aşamalarında ciddi usûlî eksikliklerin varlığı, bu eksikliklerin giderilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi, yargı ve istinaf kalitesini düşürmekte, yargılama sürelerini uzatmakta, dosyaların esasa dahi girmeden uzun süre elde kalması sonucunu doğurmaktadır. O sebeple bu aşamada ilk derecenin de güçlendirilmesi, ayrıca ilk derecede daha kaliteli yargılama yapılmasının sağlanması önem taşımaktadır.
  • Eğitim ve uzmanlaşma açığı: Gerek yargı mensupları gerekse avukatlar bakımından istinaf kurumuna özgü yetkinlik ve deneyimin henüz yeterli düzeye ulaşmadığı anlaşılmaktadır. Keza, yukarıda açıklandığı üzere, istinafta bir daireye atanan hâkimin o dairenin konusu üzerinde uzman olmaması, istinaf hâkimlerinin düzenli ve belirli eğitime tâbi tutulmamaları, eğitimlerin istenen nitelikte ve içerikte olmaması, özellikle yeni kurulan bölge adliye mahkemelerinde daire azlığı sebebiyle aynı dairenin birden fazla farklı konuda uzmanlığı olmadan inceleme yapması, bu sorunların başında gelmektedir. Yine baroların da istinaf eğitimi konusunda avukatlar bakımından yeterli meslek içi çalışma yapmadığı, bu konuya yeterince eğilmediği de söylenebilir. Bu sebeple de, istinafa özgü dilekçeler yazılamamakta, ilk derece dilekçeleri tekrar edilmekte, bunun sonucu olarak da bölge adliye mahkemesinin önüne istinafa sağlıklı zemin oluşturacak taraf katkısı tam sağlanamamaktadır.

Bu temel sorunlar, hem ceza hem hukuk yargılaması masalarında farklı görünümler kazanmış, ancak özü itibarıyla aynı yapısal kırılganlıklara sebep olmuştur. Raporun ilerleyen bölümlerinde söz konusu sorunlar, tespit edildikleri alan itibarıyla ayrıntılı biçimde ele alınmakta, sorunların tespiti ve çözüm önerileri ortaya konulmaktadır.

 

 

BÖLÜM I: CEZA YARGILAMASI

 

Ceza Yargılaması Masası; Bölge Adliye Mahkemesi üyeleri, Cumhuriyet savcıları, baro temsilcileri ve akademisyenlerden oluşan geniş katılımlı bir yapıda yürütülmüştür. Tartışmalar, hem yapısal-kurumsal hem de usûl-hukukî boyutları kapsayan kapsamlı bir gündem üzerinden ilerlemiştir.

1. Kısmî Kesinleşme ve İnfaz Mağduriyeti

Sorunlar

  • Bağlantılı suçlara ilişkin davalarda, daha düşük cezayı gerektiren suç bakımından kararın kesinleşip infazın başlaması; üst sınırı yüksek olan suç için temyiz yoluna gidilmesi hâlinde, temyiz merciinin esastan bozma ve beraat kararı vermesi durumunda hak ihlâli doğmaktadır.
  • Bu durum, özellikle, sanığın aynı dosyada birden fazla suç isnadıyla yargılandığı hâllerde bağlantılı suçların kesinleşme zamanlamasındaki dengesizlikten kaynaklanmakta ve telafisi güç mağduriyetlere zemin hazırlamaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Suçların irtibatlı olup olmadığının istinaf mahkemesince değerlendirilerek üst mahkeme yolunun buna göre açılıp açılamayacağının belirlenmesi.
  • Temyiz sonuçlanana kadar infazın bekletilmesinin olası bir seçenek olarak değerlendirilmesi.
  • Bağlantılı suçlardan birinin temyize tâbi olması hâlinde diğerlerinin de temyiz kapsamına alınmasının yasal güvenceye kavuşturulması.

2. Cumhuriyet Savcılarına Tebliğname Düzenleme Zorunluluğu

Sorunlar

  • İstinaf aşamasında Cumhuriyet savcılarına tebliğname düzenleme zorunluluğunun getirilip getirilmemesi tartışmalı bir konu olmaya devam etmektedir.
  • Tebliğname zorunluluğunu savunan görüşe göre, bu düzenleme usûl güvencelerini pekiştirecektir. Karşı görüşe göre ise, söz konusu düzenleme yargılamayı uzatacak, usûl ve esasa fiili bir katkı sağlamayacak ve iddianamenin zaten düzenlenmiş olduğu bir aşamada tekrar tebliğname istenmesi usûle aykırı olacaktır.

Çözüm Önerileri

  • Konu, görüş ayrılıkları devam ettiğinden kesin bir sonuca bağlanamamıştır. Ancak düzenlemenin getirilmesi hâlinde süreçlerin uzamasını önleyici mekanizmalarla birlikte tasarlanması gerektiği ortak bir değerlendirme olarak öne çıkmıştır.

3. HAGB Kararlarının İstinaf Denetimine Tâbi Tutulması

Sorunlar

  • Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (“HAGB”) kararlarının istinaf denetimine tâbi olmasının hukuken isabetli olmadığı değerlendirilmektedir. Ortada kesinleşmiş ve değerlendirilebilecek bir hüküm bulunmaması bu görüşün temel dayanağını oluşturmaktadır.
  • HAGB kararlarının hüküm niteliğinde değerlendirilmesine ilişkin uygulamanın yasaya aykırı olduğu; 1136 sayılı Avukatlık Kanununa eklenen ve HAGB kararlarını bağlayıcı hâle getiren düzenlemenin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (“Anayasa”) ile çeliştiği görüşü dile getirilmiştir.

Çözüm Önerileri

  • HAGB kararlarının hukukî niteliğine ilişkin mevzuatın Anayasa ile uyumlu hâle getirilmesi.
  • HAGB kararlarının disiplin yargılamasında bağlayıcı sayılmasına ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi denetimine taşınması.

4. Usûl Hatalarının Bozma Nedeni Yapılmaması

Sorunlar

  • Usûl hatalarının, esasa etkisinin bulunmadığı gerekçesiyle bozma nedeni yapılmaması yönündeki uygulama; ilk derece mahkemelerinde usûl kurallarını dışlayan bir alışkanlığa zemin hazırlamaktadır.
  • Bölge adliye mahkemelerinin giderek dosya üzerinden karar veren birer merciye dönüştüğü ve delillerle doğrudan temas kurma işlevini yitirdiği kaygısı dile getirilmektedir.
  • İş yoğunluğunun bu tercihin temel nedeni olduğu kabul edilmekle birlikte; kararlarda bozma gerekçesi yapılmasa dahi söz konusu hataların eleştiri olarak açıkça belirtilmesi gerektiği savunulmaktadır. Zira kararların öğretme ve uyarı işlevi de taşıması gerekmektedir.

Çözüm Önerileri

  • Usûl aykırılıklarının bozma nedeni yapılmadığı hâllerde dahi karar gerekçesinde eleştiri konusu yapılmasının sistematik bir uygulama hâline getirilmesi.
  • İş yükünü azaltacak yapısal önlemlerin (daire sayısı, üye sayısı artırımı) hayata geçirilmesiyle bu tercihin önünün kapanması.

5. Mutlak Hukuka Aykırılık Durumunda Kabule Göre Değerlendirme

Sorunlar

  • Mutlak hukuka aykırılık gerekçesiyle bölge adliye mahkemesi tarafından dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği hâllerde esas yönünden "kabule göre" değerlendirme yapılması, ihsası rey niteliği taşımakta ve hukukî çelişki doğurmaktadır.
  • Dosya üst derece mahkemesi tarafından alt derece mahkemesine gönderildiğinde artık esas üzerinde görüş belirtilmemesi gerektiği; aksi uygulamanın alt derece mahkemesi üzerinde örtük bir baskı oluşturduğu değerlendirilmektedir.

Çözüm Önerileri

  • Mutlak hukuka aykırılık nedeniyle gönderme yapılan hâllerde esas yönünden bir değerlendirme yapılmasından kaçınılması ilkesinin içtihatta istikrara kavuşturulması.
  • Gerekirse bu hususta açık bir yasal düzenleme yapılması.

 

 

6. İstinafta Delil Değerlendirmesi ve Duruşma Açma Zorunluluğu

Sorunlar

  • Delil değerlendirmesine girilen her aşamada zorunlu olarak duruşma açılması gerektiği; ancak uygulamada bozma kararlarından sonra duruşma açma oranının oldukça düşük kaldığı tespit edilmiştir.
  • İstinafı diğer kanun yollarından ayıran en temel unsur duruşma açma yetkisi olmasına karşın; dosya sayısı ve yasal düzenlemeler, mahkemeleri fiilen temyiz benzeri bir çalışma modeline itmektedir.
  • Sanığı görmeden ceza verilmesi yüz yüzelik ilkesiyle bağdaşmamakta; bu durum hem adalet algısı hem de kararın maddî gerçeğe uygunluğu açısından ciddi sorunlara yol açmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Delil değerlendirmesini gerektiren her aşamada duruşma açılmasının yasal zorunluluk hâline getirilmesi.
  • İstinaf mahkemesinin bozma yetkisinin kısıtlanarak ya düzelterek onama ya da duruşma açıp yerine geçerek karar verme modeline geçilmesi.

7. Kesin Kararların Taraflara Tebliğ Edilmemesi

Sorunlar

  • İstinaf mahkemelerinin kesin kararları taraflara tebliğ etmemesi, kararı öğrenme hakkını ihlâl etmektedir.
  • Bu durum, özellikle süre hesaplamaları ve hukukî yollara başvuru imkânları bakımından avukatlar ve taraflar için ciddi belirsizliklere yol açmaktadır.
  • Konuya ilişkin görüş ayrılığı devam etmektedir: Bir kesim ayrıca düzenleme yapılması gerektiğini savunurken, diğer kesim mevcut düzenlemeler çerçevesinde tebliğin zaten zorunlu olduğunu ileri sürmektedir.

Çözüm Önerileri

  • Kesin kararların taraflara tebliğini açıkça zorunlu kılan düzenleme getirilmesi.
  • Tebliğ yükümlülüğünün UYAP üzerinden otomatik bildirim sistemiyle desteklenmesi.

8. İstinaf Mahkemesinin Bozma Yetkisi Sorunu

Sorunlar

  • İstinaf mahkemelerinin beraat ya da mahkûmiyet biçiminde bozma kararı vermesinin, yerine geçerek karar verme işlevini alt mahkemeye bırakması sonucunu doğurduğu ve bu durumun kurumun mantığıyla çeliştiği değerlendirilmektedir.
  • Usûl bozması söz konusu olduğunda esas yönünden değerlendirme yapılmaması gerektiği genel kabul görmekte; ancak esas yönünden bozma hâlinde yönlendirici nitelikte değerlendirme yapılmasının yerinde olup olmadığı tartışmalıdır.
  • CMK kapsamında 289/g-h dışında bozma yetkisinin yasal dayanağının son derece sınırlı olduğu da ayrıca belirtilmiştir.

Çözüm Önerileri

  • İstinaf mahkemesinin bozma yetkisinin kaldırılarak; ya düzelterek onama ya da yeniden yargılama açarak yerine geçip karar verme modelinin yasal zorunluluk hâline getirilmesi.
  • Usûl bozması hâlinde esas yönünden değerlendirmeden açıkça kaçınılması gerektiğine ilişkin ilkenin içtihatta pekiştirilmesi.

9. Belge Aslının Dosyada Yer Almaması Gerekçesiyle Yapılan Bozma Kararları

Sorunlar

  • Belge aslının dosyada yer almaması gerekçesiyle bozma kararı verilmesi uygulaması, usûl ekonomisiyle bağdaşmamaktadır.
  • Bu tür belgelerin bozma kararına gerek duyulmaksızın yazışma yoluyla temin edilmesi mümkünken bozma yoluna gidilmesi, hem dosyaların ilk derece mahkemesine gereksiz biçimde iade edilmesine yol açmakta hem de yargılama süreçlerini uzatmaktadır.
  • Özellikle HAGB kararlarında ana dosyanın getirilmesi amacıyla bozma yapılması bu sorunun en belirgin görünümü olarak öne çıkmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Belge eksikliğinin bozma gerekçesi yapılmadan, yazışma yoluyla tamamlanmasına ilişkin bir uygulama kılavuzu geliştirilmesi.
  • HAGB kararlarında ana dosya talebi için bozma yerine alternatif mekanizmaların belirlenmesi ve bu yönde standart bir uygulama oluşturulması.

10. İstinaf ve Yargıtay Kararları Arasında Uygulama Birliği Eksikliği

Sorunlar

  • Türk yargısının genel bir standart sorunu yaşadığı değerlendirilmektedir. Yıllardır ceza kanununda yer alan suç tiplerine ilişkin dahi daireler arasında farklı kararlar verilebilmektedir.
  • Tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı başta olmak üzere pek çok temel konuda BAM daireleri arasında ve Başkanlar Kurulu kararlarında tutarsızlıklar bulunmaktadır.
  • BAM dairelerinin birbirlerinin kararlarını uygulama yükümlülüğünün bulunmaması, daireler arasındaki istikrarsızlığı derinleştirmekte ve "kaçak karar" olarak nitelendirilen kararların sayısını artırmaktadır.
  • Bu durum yargı sistemine duyulan güveni zedelemekte ve hukukî belirsizliği beslemektedir.

Çözüm Önerileri

  • BAM kararları arasında yeknesaklığı sağlayacak ve bağlayıcı ilke kararı üretebilecek bir kurumsal mekanizmanın oluşturulması.
  • BAM daireleri arasında içtihat birleştirme toplantılarının düzenli olarak yapılması ve varılan ortak kanaatlerin tüm dairelere bağlayıcı rehber niteliğinde duyurulması.
  • En azından temel ilkelerde BAM ve Yargıtay arasında uyumun sağlanmasına yönelik yapısal bir çerçeve oluşturulması.

11. BAM Kararlarının Yayımlanmaması

Sorunlar

  • BAM kararlarının kamuoyuyla paylaşılmaması; hem hukuk uygulayıcıları hem de akademisyenler açısından kararların öğrenilmesini ve analiz edilmesini olanaksız kılmaktadır.
  • Bu durum aynı konularda farklı uygulama pratiklerinin ve bölgeler arası farklı teamüllerin ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır.
  • İçtihat birliğinin sağlanamamasının önemli bir nedeni de kararların erişilebilir olmamasıdır.

Çözüm Önerileri

  • BAM kararlarının Adalet Bakanlığı tarafından düzenli ve sistematik biçimde yayımlanması.
  • Bu konuda Adalet Bakanlığına resmî talepte bulunulması ve kararların en azından genel arama sistemlerinden erişilebilir hâle getirilmesi.
  • UYAP altyapısının içtihat erişimini kolaylaştıracak biçimde geliştirilmesi.

12. Soruşturma Aşamasının Yetersizliği ve Adli Kolluk Sorunu

Sorunlar

  • Cumhuriyet savcılarının soruşturma sürecinde fiilen sahada yer almaması nedeniyle usûl işlemleri kolluk tarafından yürütülmekte; bu durum iddianamenin kolluğun iş kalitesine bağımlı hâle gelmesine yol açmaktadır.
  • Nitelikli suçlarda (bilişim, orman, hırsızlık vb.) yalnızca kolluğun bilgisiyle yetinilemeyeceği, teknik uzmanlık gerektiren bu alanlarda uzman desteğinin zorunlu olduğu değerlendirilmektedir.
  • Soruşturma aşamasında yapılan her işlemin yargılama kalitesini doğrudan etkilediği; soruşturmanın zayıf kalması hâlinde yargılamanın bu eksikliği telafi etmesinin mümkün olmadığı vurgulanmaktadır.
  • Fezlekenin savcıyı yönlendirebildiği; dosya ilk derece mahkemesine ulaştığında toplanmamış delil sayısının fazla olduğu ve dosya yoğunluğunun savcılar üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğu da dile getirilen tespitler arasındadır.

Çözüm Önerileri

  • Adli kolluk biriminin kurularak doğrudan Cumhuriyet savcılarına bağlanması.
  • Teknik uzmanlık gerektiren suç tipleri bakımından savcı gözetiminde çalışacak adli bilirkişilik kurumunun hayata geçirilmesi.
  • Savcıların birinci elden delile ulaşmasını ve süreci bizzat takip etmesini sağlayan yasal ve idarî düzenlemelerin yapılması.
  • Savcıların aynı birimde uzun süreli görev yapmasını destekleyecek kariyer modelinin benimsenmesi.

13. Tükenmişlik Sendromu ve İnsan Kaynakları Yönetimi

Sorunlar

  • Ceza yargılamasında görev yapan yargı mensuplarının sürekli olarak ağır ve sorunlu dosyalarla muhatap olmak zorunda kalması tükenmişlik sendromuna yol açmakta ve kararların niteliğini olumsuz etkilemektedir.
  • Bu durum hem bireysel performansı hem de kurumsal çıktıları zayıflatan yapısal bir sorun olarak değerlendirilmektedir.

Çözüm Önerileri

  • İş yükünün daha dengeli dağıtılmasına yönelik iç organizasyon modellerinin geliştirilmesi.
  • Mesleki destek ve psikolojik dayanıklılığı güçlendirecek programların hayata geçirilmesi.
  • Dosya dağılımında rotasyon ve uzmanlık bazlı görevlendirme sistemlerinin oluşturulması.

 

14. Daireler Arası İletişim Mekanizması Eksikliği

Sorunlar

  • İlk derece mahkemesi, BAM ve Yargıtay arasında etkin ve düzenli bir iletişim mekanizması bulunmamaktadır.
  • Bu eksiklik içtihat farklılıklarını derinleştirmekte, uygulamada bütünlüğü zedelemekte ve alt mahkemelerin üst mahkemelerin eğilimlerinden zamanında haberdar olmasını güçleştirmektedir.

Çözüm Önerileri

  • İlk derece mahkemesi, BAM ve Yargıtay arasında periyodik ve yapılandırılmış müzakere toplantılarının düzenlenmesi.
  • Karar özetlerinin ve uygulama notlarının sistematik olarak paylaşılacağı bir iç iletişim platformunun oluşturulması.

15. Zorunlu Müdafilik Uygulamasındaki Standart Eksikliği

Sorunlar

  • Zorunlu müdafilere ilişkin getirilen düzenlemeye ülke genelinde uyumun son derece düzensiz olduğu; Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararının dahi bu tutarsızlığı gideremediği görülmektedir.
  • Zorunlu müdafi atayan makamın, müdafinin mazeretini değerlendirme yetkisine sahip olmaması nedeniyle mazeret yönetiminin belirsiz bir alanda kaldığı tespit edilmiştir.
  • Zorunlu müdafi gözetiminde alınan ifadelerin büyük çoğunluğunun yargılama aşamasında sanık tarafından inkâr edilmesi, müdafinin etkin görev yapıp yapmadığı konusundaki soru işaretlerini de gündeme getirmektedir.

Çözüm Önerileri

  • Zorunlu müdafi atayan makamın, aynı zamanda müdafinin mazeretini değerlendirme ve gerekirse yeni müdafi görevlendirme yetkisiyle donatılması.
  • Zorunlu müdafilik standartlarının ülke genelinde tekdüze uygulanmasını sağlayacak bağlayıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi.
  • Müdafilik görevinin etkinliğini artırmaya yönelik mesleki eğitim programlarının geliştirilmesi.

16. TCK Madde 53 Uygulamasındaki Standart Sorunu

Sorunlar

  • TCK m. 53 kapsamındaki hak kısıtlamalarına ilişkin kararlarda "53/1-2-3 uygulanmasına" şeklinde kalıplaşmış genel bir ibareye yer verilmesi; bu hükmün nasıl ve hangi kapsamda uygulandığının belirsiz kalmasına yol açmaktadır.
  • Bu belirsizlik hem infaz aşamasında hatalı uygulamalara zemin hazırlamakta hem de bireyler arasındaki eşit muamele ilkesini zedelemektedir.

Çözüm Önerileri

  • TCK m. 53’te yer alan hak kısıtlamalarının hangi suç tiplerinde, hangi kapsamda ve nasıl uygulanacağını açıkça gösteren standart karar formatlarının oluşturulması.
  • Konuya ilişkin bağlayıcı bir Yargıtay içtihadı geliştirilerek tüm mahkemelere duyurulması.

 

17. Atlamalı Temyiz Önerisi ve Sistem Açısından Riskleri

Sorunlar

  • CMK 286/2'de kesin sayılacak kararlar belirtilmiş olup bu kararlar dışındakilerin doğrudan temyize taşınması; istinaf ve Yargıtay'ın denetim kulvarlarını birbirine karıştıracağından uygulama birliğini daha da zedeleyecektir.
  • Atlamalı temyizin, tekerrür gibi temel konularda bile BAM içinde tutarsızlık bulunan mevcut sistemde, bu karmaşıklığı derinleştirme riski taşıdığı değerlendirilmektedir.
  • Bununla birlikte, re'sen istinafa tâbi olan 15 yıl ve üzeri ceza gerektiren ağır dosyalar bakımından sınırlı bir atlamalı temyiz modelinin istisnai olarak değerlendirilebileceği de kabul edilmektedir.

Çözüm Önerileri

  • Atlamalı temyizin mevcut hâliyle hayata geçirilmesi yerine uygulanacağı alanın ve koşulların son derece özenli biçimde tanımlanması.
  • Herhangi bir düzenleme yapılmadan önce sistemin bütününe etkisinin kapsamlı olarak değerlendirilmesi.

18. Kariyer Yönetimi ve Hâkim Atama Sistemi

Sorunlar

  • Hâkimlerin kariyer yönetiminde yapısal sorunlar bulunduğu; üst yargı organlarına yapılan atamalarda hizmet deneyimi ve liyakat ölçütlerinin yeterince gözetilmediği değerlendirilmektedir.
  • Yargıtay kadrosunun büyük çoğunluğunun ilk dereceden doğrudan alınması, BAM’da biriken deneyimin Yargıtay'a taşınmasını engellemektedir.

Çözüm Önerileri

  • Yargıtay'a yapılan atamalarda BAM kökenli hâkimlerin ağırlıklı pay almasını öngören kriterler belirlenmesi.
  • Kariyer basamaklarının; ilk derece, BAM ve Yargıtay arasında dengeli ve deneyim eksenli bir sıralama anlayışıyla yeniden tasarlanması.

19. Eğitim Hâkimliği Kurumu Önerisi

Sorunlar

  • Hâkimlerin staj sürecinin mesleki yetkinliği geliştirmeye yönelik yapılandırılmış bir eğitim ortamından yoksun olduğu değerlendirilmektedir.
  • Mevcut uygulamada stajyer hâkimlerin yeterli rehberlik almadan görev yerlerine atanması; ilk yılların verimsiz geçmesine ve hata oranlarının artmasına zemin hazırlamaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Staj sonrası göreve başlamadan önce 1 ilâ 1,5 yıllık zorunlu eğitim hâkimliği döneminin hayata geçirilmesi.
  • Bu birimin dairelerle koordineli çalışarak karar incelemesi yapması, hata analizleri gerçekleştirmesi ve aday hâkimlere müzakere izleme imkânı sunması.
  • Eğitici hâkim koordinesinde aday hâkimlerin dosya alarak kendi değerlendirmeleriyle deneyimli hâkimlerin değerlendirmelerini karşılaştırabildiği sistematik bir öğrenme döngüsünün kurulması.

20. Yargılama Gecikmelerine Yol Açan Usûl Sorunları

Sorunlar

  • Ceza usûl yasasının tek duruşmada karara ulaşma hedefiyle tasarlanmış olmasına karşın; sanık, tanık ve ilgili tarafların katılım sağlayamaması bu işleyişi fiilen olanaksız kılmaktadır.
  • Sanığın ilk duruşmaya mazeretsiz katılmaması hâlinde TCK m. 62’nin uygulanamamasına ilişkin mevcut kısıtlama, yargılamayı sistematik biçimde geciktirmektedir.
  • Baro aracılığıyla atanan zorunlu müdafilerin sürekli mazeret bildirmeleri yargılamayı olumsuz etkilemektedir.
  • SEGBİS aracılığıyla gerçekleştirilen sorgu ve ifade alma işlemleri yüz yüzelik ilkesini zedelemekte; cezaevlerindeki SEGBİS odalarının teknik altyapısı ise nitelik ve kapasite açısından yetersiz kalmaktadır.
  • UYAP sisteminin dosya incelemesini güçleştiren teknik kısıtları hem hâkimler hem de avukatlar açısından iş süreçlerini yavaşlatmaktadır.
  • Yüksek puanla göreve başlayan yargı memurlarının farklı ilgi alanlarına yönelmesi nedeniyle tecrübeli personel bulmakta güçlük çekilmektedir.

Çözüm Önerileri

  • Sanığın ilk duruşmaya mazeretsiz katılmaması hâlinde TCK m. 62’nin uygulanabilmesine olanak tanıyacak yasal düzenlemenin yapılması.
  • Zorunlu müdafi atayan makama mazeret değerlendirme ve yeni görevlendirme yetkisinin tanınması.
  • SEGBİS altyapısının teknik kalitesinin artırılması; cezaevlerindeki ses ve görüntü sistemlerinin iyileştirilmesi.
  • UYAP'ın yargı mensuplarının ihtiyaçlarına yanıt verecek biçimde işlevsel hâle getirilmesi.
  • Adliye personelinin niteliğini artırmaya yönelik özlük hakları ve kariyer modelinin geliştirilmesi.

21. BAM Sayısı ve İhtisaslaşma

Sorunlar

  • Mevcut 17 BAM'ın ülke geneline dağılması; ihtisaslaşmayı zorlaştırmakta, daire sayılarını yetersiz kılmakta ve içtihat birliğini olumsuz etkilemektedir.
  • Belirli bölgelerde yoğunlaşan iş yükü ile BAM yapısının örtüşmemesi kaynak israfına ve verimsizliğe yol açmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • BAM sayısının 17'den 7'ye indirilmesi ve ana bölgelerde daire sayılarının artırılması.
  • Bu yapısal dönüşümün ihtisaslaşmayı güçlendirmesi ve içtihat birliğini kolaylaştırması beklenmektedir.

22. Başkanlar Kurulu ve CMK M. 308/A

Sorunlar

  • BAM Başkanlar Kurulunun yapısı ve görev sınırlarının yeterince net tanımlanmamış olması; yetki karmaşasına ve kararların bağlayıcılığı konusunda belirsizliğe yol açmaktadır.
  • Savcıların, Başkanlar Kurulu görüşmelerine dahil edilmemesi, kurulun çalışmalarındaki çok boyutluluğu sınırlamaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Başkanlar Kurulunun görev sınırlarının ve karar alma süreçlerinin açık yasal çerçeveye kavuşturulması; gerekirse sabit görevli üye hâkimlerin atanması.
  • CMK m. 308/A kapsamındaki görevin Yargıtay'a devredilmesinin değerlendirilmesi.
  • Savcıların da Başkanlar Kurulu görüşmelerine gözlemci ya da danışman sıfatıyla katılımının sağlanması.

23. Alternatif Çözüm Yolları ve Şahsi Dava

Sorunlar

  • Mevcut alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının yargının iş yükünü anlamlı biçimde azaltmadığı; bu mekanizmaların geçmişte uygulanan şahsi dava kurumunun etki düzeyine ulaşamadığı değerlendirilmektedir.
  • Küçük ölçekli ve kişiler arası uyuşmazlıkların yargı sistemi içinde çözüme kavuşturulmasının kaynakları orantısız biçimde tükettiği vurgulanmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Şahsi dava uygulamasına geri dönülmesinin değerlendirilmesi; bu adımın yargının iş yükünü azaltmaya somut katkı sağlayacağı öngörülmektedir.
  • Alternatif çözüm yollarının (arabuluculuk, uzlaşma vb.) kapsamının ve etkinliğinin artırılması.

24. İstinaf Kurumunun Genel Değerlendirmesi

Sorunlar

  • Çeşitli çevrelerde BAM'ların gereksiz olduğu ve kaldırılması gerektiği yönünde görüşlerin varlığı aktarılmaktadır.
  • Karar süreçlerinin hızlanması olumlu bir gelişme olarak algılanmakla birlikte bu hızın, kararların niteliğinden ödün verilmesi pahasına gerçekleşip gerçekleşmediği tartışma konusudur.

Çözüm Önerileri

  • İstinaf kurumunun kaldırılması yerine mevcut eksikliklerinin giderilmesi yönündeki yaklaşım, çalıştay katılımcıları arasında hâkim görüş olarak öne çıkmıştır.
  • Kurumun teknik açıdan zorunlu ve işlevsel olduğu; ancak yapısal, yasal ve eğitim verilmesine yönelik iyileştirmelerle etkinliğinin önemli ölçüde artırılabileceği değerlendirilmektedir.

 

 

 

BÖLÜM II: HUKUK YARGILAMASI

 

Hukuk Yargılaması Masası, çalıştayın ikinci ana oturumunu oluşturmuştur. Bu masada; Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairelerinin güncel işleyişine ilişkin sorunlar sistematik biçimde ele alınmış, her biri için çözüm alternatifleri tartışılmıştır. Toplam 31 sorun başlığı müzakere edilmiş; tartışmalar konu odaklı ve isimsiz bir aktarım anlayışıyla aşağıda yansıtılmaktadır.

1. İstinafta Ön İnceleme Aşamasının Yarattığı İş Yükü

Sorunlar

  • Ön inceleme aşaması; gereksiz emek ve zaman kaybına neden olmaktadır.
  • İlk derece mahkemelerinin dosyaları yanlış daireye göndermesinden kaynaklanan aidiyet kararları ciddi bir iş yükü ve zaman kaybı oluşturmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Hâkimlerin eğitimi ve duyarlılıklarının artırılması.
  • İlk derece mahkemelerinin dosya sevkinde kullandığı UYAP ekranının güncel görev dağılımına uygun hâle getirilmesi.
  • Ön inceleme bürosu kurulmasının tartışılması; daireler arası uyuşmazlıklarda ilgili daireler ve komisyon başkanından oluşan küçük bir kurulun çözüme yetkili kılınması.

2. UYAP Ekranındaki Güncel Liste Eksikliği

Sorunlar

  • İlk derece mahkemelerinin dosyayı BAM'a sevk aşamasında UYAP ekranında dava türü ve gönderilecek daire konusunda güncel listenin bulunmaması ciddi sorunlara yol açmaktadır.
  • Ekranın yetersizliği hem hatalı sevklere hem de gereksiz iş yüküne zemin hazırlamaktadır.

Çözüm Önerileri

  • UYAP ekranının güncel daire listesini ve görev dağılımını yansıtacak biçimde güncellenmesi.
  • Birinci soruya ilişkin önerilerin bu sorun için de uygulanması.

3. Yargılamayı Zorlaştıran Usûl Sorunları

Sorunlar

  • Belirsiz alacak ile kısmî dava ayrımında yaşanan güçlükler ve bu konudaki uygulama farklılıkları yargılamayı zorlaştırmaktadır.
  • Islah ile talep artırımı arasında uygulama birliği sağlanamamaktadır.
  • Tahkimde görevli hâkimin belirlenmesi ve esas kaydına ilişkin belirsizlikler sorun oluşturmaktadır.
  • Gerekçeli kararda bulunması gereken unsurların yeterli özenle karşılanmaması; zamanaşımı ve geçici hukukî koruma tedbirlerine ilişkin hatalı uygulamalar dikkat çekmektedir.
  • HMK ile İİK arasındaki farklı düzenlemeler uyum sorunlarına yol açmaktadır.
  • Tanık listesinin sunumu ve tanık dinlenme hâllerine ilişkin farklı uygulamalar sürmektedir.
  • İstinaf başvuru dilekçelerinin gereksiz yere kapsamlı tutulması ve yazı puntolarına dikkat edilmemesi.
  • Kısmen reddedilen kısım için yargılama giderleri ile karar aşamasında uygulanacak faiz konusundaki belirsizlikler de önemli sorun kaynakları olarak tespit edilmiştir.

Çözüm Önerileri

  • HMK'ya ilişkin sorunların bütüncül bir reform çerçevesinde ele alınması.
  • Farklı uygulamalara konu olan usûl kurumları bakımından bağlayıcı ilke kararları ile içtihat kılavuzları oluşturulması.
  • HMK ile İİK arasındaki uyumsuzlukların giderilmesine yönelik koordineli bir mevzuat gözden geçirmesi yapılması.

4. Yargıtay Kararlarının BAM'lar Açısından Bağlayıcılığı Sorunu

Sorunlar

  • BAM hukuk daireleri arasındaki içtihat aykırılığını giderme amacıyla verilen Yargıtay kararlarının BAM'lar açısından gerçekten bağlayıcı olup olmadığı tartışmalıdır.
  • Yasal düzenlemedeki "verilen kararın kesinliğine" ilişkin kavramın BAM'lar bakımından ne anlama geldiği belirsiz kalmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • "Verilen kararın kesinliğine" ilişkin kavramın BAM'lar açısından bağlayıcı olup olmadığının açık yasal düzenlemeyle netleştirilmesi.
  • BAM'ları bağlayan kararlar ile yalnızca yol gösterici nitelikteki kararlar arasındaki ayrımın belirgin hâle getirilmesi.

5. İş Yoğunluğu ve Dosya Sayısı Standardı

Sorunlar

  • BAM dairelerindeki dosya sayısının mevcut kapasiteyi çok aşması; hem kararların niteliğini hem de yargılama sürelerini olumsuz etkilemektedir.
  • Daireler arasında iş yükünün dengesiz dağılması, kimi dairelerde aşırı birikim sorununa yol açmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Dosya niteliklerine göre üye bazında haftalık incelenecek dosya sayılarının belirli bir standarda bağlanması.
  • Standartın sürekli olarak aşılması hâlinde yeni daire kurulması veya üye ataması yapılması.
  • BAM komisyonlarına daireler arası iş yükü dengesini kurma ve gerekli düzenlemeleri yapma yetkisinin tanınması.

6. Daire Başkanları ve Üyelerinin Aşırı İş Yükü

Sorunlar

  • Daire başkanları ve üyelerinin üstlendikleri yargısal görevlere ek olarak idarî ve kurumsal yükümlülükler taşıması; karar üretme kapasitelerini önemli ölçüde azaltmaktadır.

 

 

Çözüm Önerileri

  • “İş Yoğunluğu ve Dosya Sayısı Standardı” başlığı kapsamındaki önerilerin bu sorun için de uygulanması.
  • Hâkim yardımcılığı kurumunun BAM'larda aktif ve etkin biçimde işler hâle getirilmesi; bu sayede daire başkanları ve üyelerinin temel yargısal görevlere odaklanabilmelerinin sağlanması.

7. Personel Sayısı ve Niteliği

Sorunlar

  • BAM'larda çalışacak personel sayısının yetersiz olması yargısal süreçleri yavaşlatmaktadır.
  • Mevcut personelin istinaf kanun yolu konusunda yeterli eğitim almamış olması, işlemlerin doğru ve verimli yürütülmesini engellemektedir.

Çözüm Önerileri

  • BAM personelinin hem sayı hem nitelik bakımından artırılması.
  • Mevcut personelin istinaf hukuku ve uygulamasına yönelik hedefli eğitim programlarına tâbi tutulması.

8. Geçici Hukukî Koruma Kararlarına Karşı Kanun Yolu

Sorunlar

  • Geçici hukukî koruma kararlarına karşı istinaf yolunun açık olması; bu tür başvuruların esasa ilişkin davaların incelenmesini geciktirdiği değerlendirilmektedir.
  • Bu kararların ilk derecede kesinleştirilmesinin mümkün olup olmadığı ise tartışmalı bir konu olmaya devam etmektedir.

Çözüm Önerileri

  • İstinaf yolunun kapatılmasının hak ihlâline yol açıp açmayacağı konusundaki görüş ayrılıklarının dikkate alınarak dengeli bir çözüm modeli geliştirilmesi.
  • Yoğun geçici hukukî koruma başvurusu bulunan dairelerde üye sayısının artırılması.
  • Belirli bir değerin altında kalan geçici hukukî koruma kararları için miktar sınırı getirilerek itiraz yolunun açılması.

9. Geçici Hukukî Korumanın İstinaf Aşamasında Talep Edilmesi

Sorunlar

  • Geçici hukukî korumanın istinaf aşamasında da talep edilip edilemeyeceği; mevcut yasal çerçevede açık bir hüküm bulunmaması nedeniyle tartışmalı olmaya devam etmektedir.

Çözüm Önerileri

  • Hukuksal bir engel bulunmadığı yönündeki genel kanaat korunmakla birlikte; HMK'da açık bir düzenleme yapılması uygulamada birliği sağlayacaktır.

10. Geçici Hukukî Koruma Kararlarında Yaklaşık İspat Koşulunun Hatalı Uygulanması

Sorunlar

  • İlk derece mahkemelerinin özellikle yaklaşık ispat koşulunu yanlış yorumlaması ya da eksik uygulaması; geçici hukukî koruma kararlarının hatalı verilmesine yol açmaktadır.
  • Bu durum hem gereksiz koruma tedbirlerinin uygulanmasına hem de gerekli tedbirlerin alınmamasına zemin hazırlamaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Konunun ilk derece hâkimlerine yönelik düzenlenecek hedefli eğitimlerle giderilmesi.
  • Yaklaşık ispat koşuluna ilişkin uygulama örneklerinin ve BAM içtihatlarının ilk derece hâkimleriyle paylaşılması.

11. İstinaf Kararlarının Gerekçeli Yazımındaki Sorunlar

Sorunlar

  • İstinaf kararlarının gerekçe kalitesi bakımından önemli farklılıklar gösterdiği; kimi kararların yeterli hukukî gerekçeden yoksun olduğu tespit edilmektedir.
  • Bu durum hem tarafların kararı anlamasını hem de içtihat birliğinin sağlanmasını güçleştirmektedir.

Çözüm Önerileri

  • Kararların türlerine göre standart gerekçe formatlarının geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması.
  • Kararların yazım kalitesini izlemeye yönelik periyodik değerlendirme mekanizmalarının oluşturulması.

12. İlk Derece Hâkimlerinin Eğitimi ve Uzmanlaşma Eksikliği

Sorunlar

  • İlk derece hâkimlerinin güncel içtihat ve yasal değişikliklerden zamanında haberdar olamadığı değerlendirilmektedir.
  • Uzmanlık gerektiren mahkemelere atanan hâkimlerin bu alana özgü yetkinlikten yoksun başlaması; hem kararların niteliğini hem de yargılama etkinliğini olumsuz etkilemektedir.

Çözüm Önerileri

  • Hâkimlerin Adalet Akademisi, Yargıtay ve BAM’ın katkılarıyla düzenli ve güncel eğitim programlarına tâbi tutulması.
  • Kıdemli hâkimlerin ilk derecede mentor olarak görevlendirilerek genç meslektaşlarına rehberlik etmesi.
  • Uzmanlık gerektiren mahkemelere atanacak hâkimlerin, ilgili BAM dairesinde uzun süreli staj eğitimi alması.

13. Esasa Etkili Olmayan Basit Hataların Düzeltilememesi

Sorunlar

  • Esasa etkili olmayan basit hataların varlığı hâlinde dosyanın düzeltilerek esastan reddedilememesi; gereksiz bozma ve iade kararlarına yol açmaktadır.
  • Bu uygulama hem iş yükünü artırmakta hem de taraflar açısından yargılama süresini uzatmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Basit hataların dosya iade edilmeksizin doğrudan düzeltilerek esastan red kararıyla sonuçlandırılmasına olanak tanıyan yasal değişikliğin yapılması.

 

14. Hâkimler ve Avukatlara Yönelik İstinaf Eğitimi Eksikliği

Sorunlar

  • İstinaf kanun yolu konusunda hâkimler kadar avukatlara yönelik de sistematik ve yeterli düzeyde mesleki eğitim verilmemektedir.
  • Bu eksiklik; başvuru dilekçelerinin kalitesini düşürmekte, gereksiz itiraz ve başvuruların artmasına zemin hazırlamakta ve duruşma verimliliğini olumsuz etkilemektedir.

Çözüm Önerileri

  • Baroların meslek içi eğitim programlarını istinaf hukukunu kapsayacak biçimde genişletmesi ve bu eğitimlerin zorunlu hâle getirilmesi.
  • Adalet Bakanlığı ile barolar arasında istinaf eğitimini kapsayan ortak bir program çerçevesinin oluşturulması.

15. Öncelikli Davaların Diğer Dosyaları Geciktirmesi

Sorunlar

  • Niteliği -geçici hukukî koruma talepleri gibi- veya taraf talebi nedeniyle öncelik tanınan davalar; sıradaki diğer dosyaların incelenmesini geciktirmekte ve genel yargılama süreçlerini sekteye uğratmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Dosya ve mahkeme yönetimine ilişkin açık ve güncel kılavuzların hazırlanması.
  • Öncelikli dosyaların belirlenmesinde -UYAP’ta revizyon yapılmasına ilave olarak- nesnel ölçütlerin esas alınması ve bu ölçütlerin tüm daireler için standart hâle getirilmesi.

16. İstinaf Dışı Görevlerin Daire Başkanlarına Yüklediği Yük

Sorunlar

  • Özellikle hâkim soruşturmaları başta olmak üzere istinaf yargılamasıyla doğrudan ilgisi bulunmayan görevlerin daire başkanları ve üyelerine yüklenmesi, değerli yargısal zamanın boşa harcanmasına yol açmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • İstinaf dışı görevlerin kapsamının ve bu görevlerin farklı birimlere devredilmesi seçeneğinin yeniden değerlendirilmesi.
  • Daire başkanları ve üyelerinin asli yargısal işlevlerine odaklanabilmesi için idarî görev yükünün azaltılması.

17. Tahkim Davalarında Uzmanlık Alanı Dışında İçtihat Üretilmesi

Sorunlar

  • Tahkim yargılamasında uyuşmazlığın konusuna bakılmaksızın tüm dosyaların tek bir daireye gönderilmesi; o dairenin uzmanlık alanı dışındaki konularda içtihat üretmeye zorlanması sonucunu doğurmaktadır.
  • Bu durum kararların niteliğini olumsuz etkilemekte ve tutarsız içtihatların oluşmasına zemin hazırlamaktadır.

 

Çözüm Önerileri

  • Tahkim davalarının uyuşmazlığın konusuna göre ilgili uzmanlık dairesine yönlendirilmesi.
  • Bu konuda Yargıtay uygulamasının örnek alınması.

18. BAM İçinde ve BAM ile İlk Derece Arasındaki İletişim Eksikliği

Sorunlar

  • BAM daireleri arasında ve BAM ile ilk derece mahkemeleri arasında uygulamaya ilişkin konularda yeterli iletişim bulunmamaktadır.
  • Ortak çözümlere yönelik toplantıların yapılmaması içtihat farklılıklarını derinleştirmekte ve ilk derece mahkemelerinin BAM’ın beklentilerinden habersiz kalmalarına yol açmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Genel ya da uzmanlık alanlarına göre BAM içinde periyodik toplantıların düzenlenmesi.
  • BAM'lar arasında bilgi ve deneyim paylaşımını sağlayacak kurumsal yapıların oluşturulması.
  • İlk derece hâkimlerinin de bu toplantılara dahil edilerek istinaf süreciyle ilgili eğitim ve bilgilendirmeden yararlanmasının sağlanması.
  • BAM çevrelerinde eğitim faaliyetlerini yürütmek üzere ilgili birimlerin kurulması.

19. İlk Derece Mahkemelerinin Direnme Yetkisinin Bulunmaması

Sorunlar

  • BAM kararları karşısında ilk derece mahkemelerinin herhangi bir direnme mekanizmasından yoksun olması; kimi zaman hatalı BAM içtihatlarının sorgusuz sualsiz uygulanmasına yol açmaktadır.
  • Bu durum, yargı sisteminin kendi içindeki diyalog ve denetim mekanizmalarını zayıflatmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Konunun daha kapsamlı bir değerlendirmeyle ele alınması gerektiği kabul edilmiş olup somut bir çözüm önerisine henüz ulaşılamamıştır.

20. Daireler Arası Karar Aykırılığının İlk Dereceye Yansıması

Sorunlar

  • BAM daireleri arasındaki içtihat aykırılığı ilk derece mahkemelerinde ciddi belirsizliklere yol açmakta; hangi dairenin yaklaşımının esas alınacağı konusunda hâkimleri çelişkili bir konuma düşürmektedir.

Çözüm Önerileri

  • Eğitim faaliyetleri ve periyodik toplantıların bu ayrılıkları azaltmada etkili olacağı değerlendirilmektedir.
  • Daireler arası uyuşmazlık giderme kararlarının kesinliğine ilişkin kavramsal belirsizliğin yasal düzenlemeyle açıklığa kavuşturulması.

 

 

 

21. Kesinlik Sınırına İlişkin Yasal Değişikliğin Yarattığı Belirsizlik

Sorunlar

  • Kesinlik sınırına ilişkin yasal düzenlemede yapılan son değişiklik; hangi kararların kesin olduğu ve kanun yoluna taşınıp taşınamayacağı konusunda uygulamada önemli bir belirsizlik doğurmuştur.

Çözüm Önerileri

  • Konunun ivedilikle ele alınması gerektiği kabul edilmiş; ancak somut bir çözüm önerisi henüz formüle edilmemiştir. Yasal düzenlemenin netleştirilmesi ön koşul olarak görülmektedir.

22. HMK’NİN 353/1-A-6 Maddesinin Uygulamasının Yarattığı Sorunlar

Sorunlar

  • HMK'nin 353/1-A-6 maddesindeki düzenlemenin uygulanması; özellikle ilk derece mahkemelerinde ciddi güçlükler doğurmakta ve farklı yorumlara zemin hazırlamaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Bu konuda istinafın her uyuşmazlığı ayrı değerlendirmesi gerektiği göz önünde tutulmalıdır. Özellikle istinafta kolayca çözülecek ve tamamlanacak eksiklikler için dosyanın ilk dereceye gönderilmemesi gerektiği yönünde düzenleme ve hükme ekleme yapılabilir. Kanun değişikliği sonrası bu konuda istinafların çok fazla ayrım yapmadan bu hükmü işletmesi, gereksiz gecikmelere yol açmaktadır. Bunun için düzenlemenin yeniden ele alınması, ayrıca eğitim çalışmalarıyla da durumun netleştirilmesi yerinde olacaktır.

23. Yargıtay'ın İstinaf Yargılamasına İlişkin Uygulamasının Yarattığı Sorunlar

Sorunlar

  • Yargıtay'ın istinaf kanun yolu yargılamasına ilişkin geliştirdiği bazı uygulamaların; hukuka uygunluk denetiminin ötesine geçerek vaka denetimi ve hukukî nitelendirme alanlarına sızdığı değerlendirilmektedir.
  • Bu durum istinaf ile temyiz arasındaki işlev sınırlarını bulanıklaştırmakta ve sistem içi hiyerarşiyi zorlamaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Yargıtay'ın kendisini hukuka uygunluk denetimiyle sınırlaması; yorum ve uygulama meselesini istinaf mercilerine bırakması.
  • Yargıtay ile BAM arasındaki işlev sınırlarının daha açık yasal çerçeveye kavuşturulması.

24. İstinaf Yargılamasının Uzun Sürmesi

Sorunlar

  • İstinaf yargılamasının uzun sürmesi hem taraflar hem de yargı sistemi açısından önemli bir sorun olmaya devam etmektedir.
  • Bu gecikmenin kaynağında birden fazla etken bulunmakta; yapısal, usûle ilişkin ve insan kaynağına bağlı sorunlar iç içe geçmektedir.

 

 

 

Çözüm Önerileri

  • Bu raporda yer alan önerilerin bütünü -iş yükü standartları, personel artırımı, duruşma yönetimi, UYAP iyileştirmeleri- yargılama sürelerinin kısaltılmasına doğrudan katkı sağlayacaktır.

25. Avukatların Belge Temininde Yaşadığı Güçlükler

Sorunlar

  • Avukatların resmî kurumlardan belge temin etmekte yaşadığı güçlükler; delillendirme süreçlerini aksatmakta ve yargılamaları geciktirmektedir.
  • Kurumların avukatlara yönelik iş birliği yükümlülüklerini benimsememesi bu sorunun temel kaynağı olarak görülmektedir.

Çözüm Önerileri

  • Avukatların bilgiye erişimini kolaylaştıracak idarî düzenlemelerin hayata geçirilmesi.
  • İlgili kurumların yasal yükümlülükleri konusunda bilinçlendirilmesi ve gerektiğinde yaptırım mekanizmalarının işletilmesi.

26. UYAP Dava İsimlendirmelerinin Yarattığı Sorunlar

Sorunlar

  • UYAP'taki dava isimlendirmelerinin mevcut hukukî kategorileri tam olarak karşılamaması; dava açılışı ve yönetimi aşamalarında hatalara ve belirsizliklere yol açmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • UYAP'taki dava isimlendirmelerinin güncel hukukî çerçeveyle uyumlu biçimde yeniden düzenlenmesi.
  • UYAP'ta yer almayan kategoriler için tevzi hâkimliği veya ön büro hâkimliği gibi ara birimlerin devreye sokulması.

27. Kararın Kesinleşmeyen Bölümlerine İlişkin Talepler

Sorunlar

  • Kararın istinafa konu edilmeyen bağımsız bölümlerinin kesinleştirilmesi taleplerinin yerine getirilmemesi; tarafları tüm süreç tamamlanana kadar belirsizlik içinde bırakmaktadır.
  • Bu durum özellikle bağımsız istemler içeren davalarda hak kayıplarına zemin hazırlamaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Davaların ayrılması kurumunun etkinleştirilmesi ve bu konudaki uygulamanın standart hâle getirilmesi.
  • Kısmî karar kavramının yasal zemine oturtulması.
  • Kesinleşen kısımların tüm süreç tamamlanmadan hukukî sonuçlarını doğurabilmesi için gerekli düzenlemenin yapılması.

 

 

 

28. Kamu Kurumu Avukatlarının Takdir Yetkisi Eksikliği

Sorunlar

  • Kamu kurumu avukatlarının kanun yoluna başvururken herhangi bir takdir yetkisine sahip olmaması; her karara karşı otomatik itiraz etme ya da kanun yoluna başvuru yapma eğilimini doğurmakta ve gereksiz iş yüküne yol açmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • Bu sorunun idarî kararlar ve iç yönergeler aracılığıyla çözülebileceği değerlendirilmektedir.
  • Kamu kurumu avukatlarına kendi alanlarında takdir yetkisi tanıyan iç düzenlemeler yapılması.

29. BAM Atamalarında Uzmanlık Uyumsuzluğu

Sorunlar

  • BAM'lara yapılan atamalarda başkan ve üyelerin atanacakları dairenin uzmanlık alanıyla örtüşmemesi; kararların niteliğini ve içtihat tutarlılığını olumsuz etkilemektedir.

Çözüm Önerileri

  • BAM atamalarında uzmanlık alanı uyumunun zorunlu bir ölçüt olarak benimsenmesi.
  • Uzmanlaşmaya ilişkin önceki sorunlarda tartışılan eğitim ve kariyer planlaması önerilerinin bu sorun için de geçerliliği vurgulanmıştır.

30. Atlamalı Temyiz Uygulanmalı mı?

Sorunlar

  • Atlamalı temyizin sisteme entegre edilmesi; denetim kulvarlarının karıştırılması ve uygulama birliğinin daha da zayıflaması riskini beraberinde getirmektedir.
  • Atlamalı temyizin sınırlarının yeterince belirli olmadığı hâllerde öngörülemeyen hukukî sonuçlar doğurabileceği değerlendirilmektedir.

Çözüm Önerileri

  • Atlamalı temyizin dar ve iyi tanımlanmış istisnalar dışında uygulamaya konulmaması.
  • Herhangi bir düzenleme yapılmadan önce sistemin tamamına etkisinin kapsamlı biçimde değerlendirilmesi.

31. İstinaf Aşaması Kaldırılmalı mı?

Sorunlar

  • Çeşitli çevrelerde istinaf kurumunun gereksiz olduğu ve kaldırılması gerektiği yönünde görüşlerin varlığı aktarılmaktadır.
  • Ancak bu görüşlerin büyük ölçüde sistemin mevcut sorunlarından beslendiği; kurumun tasarım ilkesi itibarıyla değil, uygulamadaki aksaklıklar nedeniyle eleştirildiği anlaşılmaktadır.

Çözüm Önerileri

  • İstinaf kurumunun kaldırılması yerine mevcut eksikliklerinin giderilmesi yönündeki yaklaşım, çalıştayda hâkim görüş olarak öne çıkmıştır.
  • Kurumun teknik açıdan zorunlu ve işlevsel olduğu; yapısal, yasal ve eğitim verilmesi yönündeki iyileştirmelerle etkinliğinin önemli ölçüde artırılabileceği değerlendirilmektedir.

 

 

 

BÖLÜM III: GENEL SONUÇ VE POLİTİKA ÖNERİLERİ

 

Her iki masanın çıktıları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ceza ve hukuk yargılaması alanlarında aynı yapısal kırılganlıklardan beslenen ortak sorunların varlığı belirgin biçimde öne çıkmaktadır. Tespit edilen sorunların büyük çoğunluğu birbirini beslemekte ve pekiştirmektedir. Bu durum, tek boyutlu ya da münferit adımların yetmeyeceğine; çok farklı yaklaşımlarla, tedbirlerle, bütünlüklü bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğuna işaret etmektedir. Aşağıda her iki masadan süzülen temel politika önerileri sunulmaktadır.

1. Yasal Çerçevenin Güçlendirilmesi

  • İstinaf mahkemesinin ilk derece kararlarını kaldırarak ilk dereceye geri göndermesi, fiilen Yargıtay’ın bozma yetkisine dönüşmüş, adeta kısmî ve nisbî alt derede temyiz ortaya çıkmıştır. Bu ise aslında istinafta çözülmesi mümkün olan basit konularda veya yargılama faaliyetinde dahi, dosyanın bazen birkaç yıl sonra ilk dereceye geri gönderilmesi sonucunu doğurmaktadır. Bunun şu anda en temel sorunlardan biri olduğu görülmektedir.
  • Yukarıda belirtilen sorunun çözümü için, istinafların bu konudaki faaliyet ve kararlarının gözden geçirilmesi, yeniden net şekilde tanımlanması uygun olacaktır. Özellikle 7251 sayılı kanunla bu yöndeki düzenlemeler yeniden gözden geçirilmelidir. Bu kapsamda bölge adliye mahkemesinin yeniden karar verme, ilk derece kararını düzeltme ve ilk derecenin yerine geçerek karar verme modelleri geliştirilmeli, üzerinde çalışılmalıdır.
  • Şu anda hak arayanlar bakımından istinaf yönünden en önemli sorun ve eleştiri, sürecin uzunluğudur. Bunun temel sebebi de, diğerleri yanında yukarıda belirtilen durumdur. İstinafın denetim yanında yeniden karar verme görevi güçlendirilmeli, somut şekilde çerçevesi çizilmelidir. Esasen zaten temel alınan istinaf modeli de budur.
  • HAGB kararlarının hukukî niteliğine ilişkin mevzuatın Anayasa ile uyumlu hâle getirilmesi yerinde olacaktır.
  • Bağlantılı suçlarda kısmî kesinleşmeyi engelleyici ve infaz mağduriyetini ortadan kaldırıcı yasal düzenleme yapılmalıdır.
  • Kesinlik sınırlarına ilişkin yasal belirsizlikler giderilmeli ve bu konuda yeknesak bir uygulama zemini oluşturulmalıdır.
  • İstinafa yansıyan ilk derecedeki sorunlar iyi tespit edilerek, HMK ve CMK’da ele alınıp ilk derecede daha az tereddüt uyandıracak yapı sağlanmalıdır. Davada vakıaların, taleplerin, delillerin farklılaştırılması ve değiştirilmesi farklı sorunlara yol açmaktadır ve bunlar istinaf aşamasına da yansımaktadır. Bu konuda daha net düzenlemeler yapılması düşünülmelidir.
  • İstinaf mahkemelerinin iç işleyişi konusunun da daha net şekilde düzenlenmesi, iş akışının belirli hale getirilmesi uygun olacaktır. Örneğin, Yargıtay’ın kendisine özgü kanunu varken, bölge adliye mahkemelerine ilişkin sınırlı hükümlerle faaliyet yürütülmektedir. Bu sebeple mevcut düzenleme içinde daha ayrıntılı, açık hükümler getirilmelidir.

2. Kurumsal Altyapının Güçlendirilmesi ve BAM’ların Kuruluşunun Yeniden Ele Alınması

  • Adlî kolluk biriminin kurularak doğrudan Cumhuriyet savcılarına bağlanması sağlanmalıdır. Sağlıklı bir adlî kolluk kurulmadan ceza alanında birçok sorunun çözümü yarım kalacaktır.
  • Teknik uzmanlık gerektiren suç tipleri bakımından adlî bilirkişilik kurumunun hayata geçirilmesi sağlanmalıdır.
  • BAMlar bakımından, mevcutlar güçlendirilmeden, tam kapasite çalışması sağlanmadan, eksikleri tamamlanmadan yenileri kurulmamalıdır. Bu haliyle, henüz mevcutların eksikleri tamamlanmadan yeni BAM kurulduğunda, yeni kurulanlar da eksik daire ve yeterli hâkim olmadan kurulmakta, aynı daire birden fazla farklı uzmanlık gerektiren işe bakmaktadır. Hatta alt derecede daha uzman mahkemeden gelen dosyalar, yukarıda uzmanlığı olmayan aynı dairede ele alınabilmektedir. Bunun da istinafın kuruluş amacına aykırı olduğu, hatta istinafın ilk dereceden daha zayıf konuma getirdiği dahi söylenebilir.
  • Öncelikle mevcutlar iyice güçlendirilmeli, gerekirse o dairede gerçekten uzmanlığı olan hâkimlerle güçlendirilip yeterli daire ve her dairede yeterli (en az iki katı) hâkim istihdam edilmeli, ondan sonra gereken yerlerde yenisi kurulmalıdır.
  • Bu sağlanmadan yeni BAM kurulup atama yapıldığında, hem mevcut BAM’ların yapısı zayıflamakta (bölünmesi sebebiyle) hem ilk dereceden hâkim aktarımı sebebiyle ilk derece zayıflamakta hem de yeni kurulan BAM eksik kurulduğu için birçok şikâyetle işe başlamaktadır.
  • Bu şekilde mevcudu tamamlamadan, kurulanı da tam kurmadan başlamak yerine, özellikle mevcut dosya yükünün yarıdan fazlasını ifade eden özellikle Ankara, İstanbul ve İzmir Bölge Adliye Mahkemelerinin gerekli daire ve hâkim sayısıyla güçlendirilmesi halinde istinaf sorunun ve dosya yükünün çok önemli kısmı çözülecek ve şikâyetler de oldukça azalacaktır. Bu üç yere yoğunlaşıldığında aslında sorunların ağırlık merkezi de erimiş olacaktır. Bu noktada ihtiyaç duyulan hâkim sayısının 300 ilâ 400 arasında olduğu hesaplandığında, bir yıl içinde bu takviyelerin (fakat o daireler için gerçekten uzman ve tecrübeli hâkimlerce) yapılması, sorunu oldukça önemli ölçüde azaltacak bir somut çözümdür.
  • Hâkim yardımcılığı kurumunun, stajın uzatılmış bir hali olarak değil, gerçek anlamda işlevsel hale getirilmesi önemlidir. Bu kapsamda da, hâkim yardımcılarının kısa süre ilk derecede çalıştırıldıktan sonra, uzun süreli olarak BAM’larda ve sürekliliği olan belirli dairelerde görevlendirilmesi önemlidir. Bu yapıldığında, hâkim yardımcılarının istinaftaki kıdemli hâkimler yanında takibi ve tecrübe kazanması bakımından önemlidir. Ayrıca, ilk dereceden farklı olarak istinafa birbirinden farklı yerel mahkemelerden, farklı konularda dosya geldiği için bu çeşitliliği görüp yetişmesi bakımından da önemlidir. Diğer yandan da, bu süreklilik BAM’larda günlük işlerin takibi, dosya hazırlığı, ön incelemenin daha seri yapılmasını sağlayacaktır. Bu konu hem kurumsal ve yapısal hem de düzenleme konusudur.
  • BAM Adalet Komisyonlarına daireler arası iş yükü dengesini kurma yetkisinin tanınması yerinde olacaktır. Çünkü, sorun oraya özgü, kısa veya uzun vadeli olabilir. Sorunun yerinde ve uygun şekilde çözümü hem pratik hem de daha etkili olacaktır.
  • BAMlarda iş yükünün arttığı daire ve alanlarda, sorunun kaynağı iyi tespit edilmeli sorun dairenin çalışma yönteminden, yönetiminden vs. kaynaklanıyorsa bu kapsamda, teknik destek veya insan desteği gerekiyorsa bu kapsamda çözüm üretilmelidir. Yine iş yükü ve dosya sayısı artmasa dahi, kapsamlı, özel dosyaların bulunması sebebiyle tıkanıklık oluşan yerlerde bu durum doğru tespit edilerek ek destek verilmesi düşünülmelidir.
  • BAM’larda ön inceleme bürosu kurulmasının ve dairelere ilişkin aidiyet sorunlarını daha hızlı çözecek mekanizmaların hayata geçirilmesinin değerlendirilmesi uygundur. Yargıtay’da da geçmişte yaşanan bu sorun benzer bir yöntemle çözülmüştür. BAM’lar için de dosya BAM’a geldiğinde benzer bir mekanizmanın işletilmesi, gereksiz zaman kayıplarının önüne geçmiş olacaktır.

3. Uygulama Birliğinin Sağlanması

  • BAM kararlarının düzenli olarak yayımlanması; Adalet Bakanlığı'nın bu konuda kurumsal sorumluluk üstlenmesi isabetli olacaktır.
  • BAM dairelerinin birbirinin kararını dikkate almasını sağlayacak iç mekanizmaların kurulması ve içtihat birliğine yönelik toplantıların, eğitim çalışmalarının sürekli hale getirilmesi önemlidir.
  • İlk derece mahkemesi, BAM ve Yargıtay arasında periyodik ve yapılandırılmış iletişim toplantılarının düzenlenmesi, konu ve sorun bazlı olarak bu faaliyetin tekrarlanması da katkı sağlayacaktır.
  • Aynı yerdeki BAM dairelerinin, aynı konudaki farklı BAM’lardaki uzmanlık dairelerinin, BAM’ların ilgili olduğu Yargıtay dairelerinin zaman zaman bir araya gelmesi, tartışma zemininin sağlandığı toplantılar yapılması yararlı olacaktır. Nitekim farklı ülkelerde de buna benzer uygulamalar yapılmaktadır.
  • TCK 53. madde ve diğer standart belirsizliği bulunan konularda bağlayıcı uygulama kılavuzları geliştirilmelidir.
  • Yargıtay'ın istinaf denetimine müdahalesinin hukuka uygunluk sınırları içinde tutulması, Yargıtay’ın içtihat birliğini sağlayıcı karar istikrarı da önemlidir.

4. Eğitim ve İnsan Kaynakları

  • Hâkimlerin ilk derece mahkemelerinde deneyim kazanmadan doğrudan istinaf mahkemelerine atanmamaları, ilk derecede ancak belirli uzman mahkemelerde tecrübe kazanacak sürede görev yaptıktan sonra istinafa atanmaları sağlanmalıdır.
  • Hâkimlerin uzun süreli ve istikrarlı biçimde aynı birimde görev yapmasını destekleyen kariyer modelinin benimsenmesi de uzmanlık ve karar istikrarını artıracaktır.
  • Atama öncesi zorunlu eğitim hâkimliği döneminin hayata geçirilmesi; staj ve hâkim yardımcılığı sürecinin daha nitelikli ve yapılandırılmış hâle getirilmesi katkı sağlayacaktır. Eğitim hâkimliği sistemi ve birimlerinin bölgesel olarak bölge adliye mahkemeleri çevresinde oluşturup teşkilâtlanması yararlı olacaktır. Eğitim hâkimliği kapsamında teknik konular, maddî hukuk ve usûl hukuku konuları yanında, meslek etiği ile ayrıca bireysel başvuru konusu olacak temel hak ihlâlleri konusunda da eğitim verilmesinde yarar vardır.
  • Verilen eğitimler hem peryodik hem de ortaya çıkacak yeni sorunlar kapsamında güncellenerek yapılmalıdır. Ayrıca bu eğitimlerden sonra hâkimlerin eğitimle kazanımları değerlendirilmeli ve belirli ölçüde takip edilmelidir.
  • Özellikle yeni bir bölge adliye mahkemesi ya da bölge adliye mahkemesi içinde yeni bir daire kurulması halinde ya da o daireye ilk defa istinafta görev yapacak hâkimler atandığında eğitim yapılmasına özel önem verilmeli ve bu durumlar ayrıca planlanmalıdır.
  • BAM'lara uzman personel atanması; mevcut personelin istinaf hukukuna yönelik eğitime tâbi tutulması destekleyici olacaktır.
  • Avukatlara yönelik zorunlu meslek içi eğitim programlarının barolar aracılığıyla sistematik hâle getirilmesi de ayrıca önemlidir.
  • Tükenmişlik sendromunu önlemeye yönelik iş organizasyonu ve meslekî destek modellerinin geliştirilmesi de düşünülmelidir.

5. Teknoloji ve Sistem

  • UYAP'ın hem hâkimler hem de avukatlar için kullanışlı, güncel ve kapsamlı bir platform hâline getirilmesi; dava isimlendirmelerinin yeniden düzenlenmesi, bu yönde sorunların tespiti ile pratik şekilde çözümü sağlanmalıdır.
  • SEGBİS altyapısının teknik kalitesinin artırılması; cezaevlerindeki ses ve görüntü sistemlerinin iyileştirilmesi de önemlidir.
  • BAM içtihatlarına erişimi kolaylaştıracak dijital araçların UYAP bünyesinde geliştirilmesi de kararlara ulaşma, kullanma, yeknesaklık sağlama, tarafların taleplerini şekillendirmede önemlidir.

 

Bu çalıştay; Türk yargı sisteminin istinaf evresinde ne denli kapsamlı ve birbirine bağlı sorunlarla yüz yüze olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Ceza ve hukuk yargılaması masalarından elde edilen bulgular; mevcut sorunların kökeninin büyük ölçüde ortak olduğunu ve bu nedenle çözümlerin de bütünleşik bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini göstermektedir. Dile getirilen tespit ve önerilerin ilgili kurum ve merciler tarafından titizlikle değerlendirilerek somut politika ve yasal adımlara dönüştürülmesi; yargıya duyulan güvenin pekiştirilmesi ve adaletin etkin biçimde tecelli etmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.

Çalıştay sonunda, zaman zaman gündeme gelen istinafların kaldırılması gibi tartışmaların hukuk devleti bakımından sorunlu olduğu, kaldırmak yerine sorunların ve doğru çözümlerin tespiti ve uygulanmasının önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.  Keza istinaftan vazgeçilmesi ya da işlevsiz hale getirecek düzenlemeler yapılması, adil yargılanma ve hak arama özgürlüğü sorunları ortaya çıkartabileceği gibi, istinaf üzerine kurgulanmış birçok kurumu ve kuralı da boşa çıkartacak, yargı organizasyonu ve yönetimi sorunu da doğuracaktır. İstinaflar kaldırıldığında ya da niteliğine aykırı düzenlemeler yapılması, bugün istinaftaki tüm sorunların katlanarak temyize, Yargıtay’a yansıması demektir.

Bu sebeplerle her ne kadar başlangıcında sorunlar olmuş ve bugün de birçok sorunla muhatap olsa da, aslında bu Çalıştay sonunda yukarıda da belirtilen, bir kısmında alınacak tedbirlerle (örneğin, iş ve dosya yükünün yarısından fazlasını oluşturan ve en çok -özellikle süre bakımında- şikâyetin olduğu İstanbul, Ankara, İzmir Bölge Adliye Mahkemelerine yapılacak 300 hâkim takviyesi ve dairelerdeki uzmanlık ile ilgili sorunlar çözülerek) çok kısa sürede ciddî ilerleme sağlamak mümkündür. Bu kısa sürede rahatlama meydana getirerek sorunların çözümünü de kolaylaştıracaktır. Bu şekilde sorunları çözmek üzerinde düşünmek yerine istinafı işlevsiz kılacak düzenleme ve uygulamalar sorunları çözmeyecek, yargı sorunumuzu daha artıracaktır.

Bu konuda tüm bileşenlerin birlikte çalışması, işbirliği önemlidir. Yargılama bir çatışma alanı değil, işbirliği, koordinasyon ve dayanılarak adaleti sağlama alanı olduğundan bu anlayış önemlidir.