HAK VE ÖZGÜRLÜKLER İLE İZMİR BAROSUNUN YANINDAYIZ
Barolar, dayanağını Anayasamızdan alan kamu kurumu niteliğinde meslek örgütleridir. Ülkemizde; hukuksal ilişkilerin düzenlenmesi, sorun ve uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyetle çözümlenmesinde hukukun tam olarak uygulanmasına yönelik toplumsal gereksinimin karşılanması bakımından kamusal bir hizmeti de üstlenen avukatlarımızın; mesleki olarak örgütlendiği sivil toplum kuruluşlarıdır.
Barolar, anayasal demokrasimizin yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki güçler ayrılığı ilkesinin gerektirdiği medeni işbölümünün gerekleri ile demokratik toplum düzeninin çoğulcu, katılımcı, hoşgörü ve dayanışmacı değerlerine bağlı kalarak; demokrasimizin gelişmesine katkıda bulunmuş; bugünlerde olduğu gibi, çok daha olağanüstü olumsuzlukların yaşandığı zamanlarda da laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin savunucusu olmuştur.
İzmir Barosu yönetim kurulu üyeleri avukat meslektaşlarımız hakkında, çoğu üniversite öğrencisi olan yurttaşlarımızın barışçıl gösteri haklarını kullanmaları sonucu, ceza hukukunun en ağır koruma tedbiri olan tutuklama tedbirleri ile karşı karşıya kalmaları üzerine yapılan işlemlerin hak ihlali teşkil ettiği yönündeki açıklamaları nedeniyle haklarinda soruşturma başlatıldığını üzülerek öğrendik. Oysa Baroların; hukuka aykırılıkları eleştirme, hak savunuculuğu ile toplum adına hukukun üstünlüğünü savunma ve bu konudaki görüşlerini açıklama, ifade ve örgütlenme özgürlüğünden en geniş bir biçimde yararlanma hakkı bulunduğu tartışmasızdır.
Yargıçlar Sendikası olarak; bağımsız ve tarafsız yargıçların, mesleki özgüvenleri, anayasal ve toplumsal görev ve sorumlulukları ile yargının yürütmenin ve özelikle siyasal iktidarın gereksinimlerini gidermeye odaklı bir hukuk üreten, yürütmeye bağımlı ve bağlı bir hukuk mekanizması olarak kullanılmasına izin vermeyeceğine olan inancımızı, mevcut yargısal uygulamaların yargıya olan toplumsal güvene verdiği aşınmadan derin bir üzüntü duyduğumuzu paylaşmayı gerekli görüyoruz.
Ülkemizde, özellikle sivil toplum kuruluşlarına, toplumsal ve siyasal muhalefete yönelik olarak yargısal süreçler işletilerek yapılan müdahalelerle yaşanan sürecin; yargı eliyle toplumun anayasasızlaştırılması, giderek uluslararası hukukun yurttaşlarımızın hukuk güvenliği ve temel hak ve özgürlükleri bakımından iyileştirici etkilerinin ortadan kaldırılması, insanlığın ulaştığı üstün ve evrensel hukuk ilkelerinden ulusumuzun yoksun bırakılması, Cumhuriyet devriminin uygar toplumlarla bütünleşme hedefinden sapılması, ülkemizin uygar dünyadan uzaklaştırılması ve yalnızlaştırılarak kapalı bir topluma dönüştürülmesi sonucunu doğuracak bir yolu açacağı unutulmamalıdır.
Yargının bağımsızlığına olan inancımızı vurgulayarak; olup bitene kayıtsız kalmanın, giderek otoriterleşen yönetim anlayışının meşruiyet kaynağı ve işbirlikçisi yargı görüntüsünün yarattığı algının, gerçek olması kadar ağır sonuçları olacağını da anayasal iktidarımızı paylaşan yasama,yürütme ve yargı organının ilgili kurumlarına ve tüm toplumsal kesimlere hatırlatırız. Bu durumun; ulusumuzun hukuka olan inanç ve bağlılığını azaltacağı, hukukdışı arayışları çoğaltacağı, giderek anayasamızın hedeflediği açık, katılımcı, çoğulcu ve hoşgörüye dayalı demokratik toplumu tehlikeye düşüreceği, en başta siyasal iktidar ve tüm toplumsal kesimler tarafından görülmeli; yargı organları da bu algının giderilmesi için üzerine düşen görev ve sorumluluğunun gereklerini tam bir bağımsızlık ve tarafsızlık içinde yerine getirmelidir.
Şimdi; İzmir Barosunun ve Barolarımızın, tarihsel ve toplumsal sorumluluğunun gerektirdiği hukukun üstünlüğünün savunulması ile demokratik hukuk devleti ilkesiyle örtüşmeyen uygulamalar konusundaki yasal mücadelesinde her zaman yanında olduğumuzu kamuoyuna saygı ile duyuruyoruz.
Yargıçlar Sendikası
admin