• Sendika Tüzüğü
  • Sendika Tarihçesi
  • Yönetim Kurulu

HSYK Gece Nöbeti Başvurusu

HAKİMLER VE SAVCILAR YÜKSEK KURULU

GENEL SEKRETERLİĞİNE

 

 

TALEPTE BULUNAN: Yargıçlar Sendikası

                                               Cihan Sokak 29/10 Sıhhiye Çankaya Ankara

TALEP KONUSU: Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından 30/04/2014 tarih, 87742275-010.03-0121-2014 sayılı ve ‘Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının nöbet hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esaslar’ konulu 3 nolu yönergenin 4. maddesinin yeniden değerlendirmeye alınarak iptali istemidir.

AÇIKLAMALAR:

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından 30/04/2014 tarih, 87742275-010.03-0121-2014 sayılı ve ‘Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının nöbet hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esaslar’ konulu 3 nolu yönergenin 4. maddesi ile, “Hâkim ve Cumhuriyet savcılarından hamile olanlara, doktor raporuyla belgelenmesi hâlinde hamileliğin yirmi dördüncü haftasından önce ve her hâlde hamileliğin yirmi dördüncü haftasından itibaren ve doğumdan sonraki bir yıl süreyle gece nöbeti tutturulmaması,” esası getirilmiştir.

2802 sayılı Hakimler Ve Savcılar Kanunu’nun 54. maddesinde, “Hâkim ve savcılar, haftalık çalışma süresi ve günlük çalışma saatleri yönünden Devlet Memurları Kanunundaki hükümlere tâbidirler. Ancak, hizmetin gerekleri ile görevin özelliklerinden doğan hâllerde mesai saatleri dışında ve tatil günlerinde nöbet tutarlar.

Nöbet gün ve saatleri ile nöbet tutanların dinlenme hakları, iş ve kadro durumlarına göre Cumhuriyet savcıları için Cumhuriyet başsavcıları, hâkimler için adlî yargı adalet komisyonu başkanları tarafından, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenecek esaslara göre tespit edilir.

Özel kanunlardaki hükümler saklıdır.” hükmü yer almaktadır. Bu madde ile, Hakim ve Cumhuriyet Savcıları haftalık çalışma süresi ve günlük çalışma saatleri yönünden 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa gönderme yapılmıştır.

657 sayılı Devlet memurunun konuya ilişkin 101. maddesine göre,“Ancak, kadın memurlara; tabip raporunda belirtilmesi hâlinde hamileliğin yirmi dördüncü haftasından önce ve her hâlde hamileliğin yirmi dördüncü haftasından itibaren ve doğumdan sonraki iki yıl süreyle gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemez. Özürlü memurlara da isteği dışında gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemez.’’

Bu düzenlemeye rağmen Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından 30/04/2014 tarihli 3 nolu yönerge ile gece anne olan meslektaşa gece nöbeti tutturulması hak kaybına ve mağduriyetlere yol açacaktır. 3 nolu yönergenin uygulamaya konulması, Cumhuriyet Savcısı bir bayanın, çocuğunu 2 yıl süreyle gece nöbetinde geçen zaman dilimlerinde emzirmemesi ihtimalini içermektedir. Doktor tavsiyesi ve Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) telkini doğrultusunda bir bebeğe iki yaşına kadar özel koruma sağlanması ve emzirilmesi gerekmektedir. Çocuk sahibi olan birçok ebeveynin bildiği üzere anne sütü alan bebekler gece sıklıkla uyanarak anne sütü alma ihtiyacı hissederler.

Ayrıca nöbet tutan bir C. Savcısı, emzirmekte olduğu bebeğini bırakarak gece vakti otopsiye giderken; 657 sayılı Kanun kapsamındaki aynı mesaiyi yapan bayan katibin gece nöbeti tutmama hakkından yararlanarak otopsiye gelmemesi, açıkça hakkaniyete ve Anayasanın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesine aykırıdır. Benzer durum Hakimler içinde geçerlidir.

Türkiye, Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesini 15 Ağustos 2000 tarihinde imzalayıp, 4 Haziran 2003 tarihinde TBMM’de onaylandıktan sonra, 17 Haziran 2003 tarihinde Cumhurbaşkanı tarafından onanarak Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Bu Sözleşmenin “Ailenin, Anneliğin, Çocukların ve Gençlerin Korunması” başlıklı 10. maddesinde, “Bu sözleşmeye taraf devletler şu korumaları sağlar:

1. Toplumun doğal ve temel bir birimi olan aileye, özellikle kuruluşu sırasında ve bakmakla yükümlü oldukları çocukların bakım ve eğitim sorumluğu devam ettiği dönemde, mümkün olan en geniş ölçüde koruma ve yardım sağlanır. Evlilik, evlenmeye niyetlenen çiftlerin serbest rızaları ile meydana gelir.

2. Annelere doğumdan önce ve sonra makul bir süre özel koruma sağlanır. Çalışan annelere bu dönem için ücretli izin veya yeterli sosyal güvenlikten yararlanabilecekleri bir izin verilir…” düzenlemesi yer almaktadır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, bebeklerin hassas oldukları, koruma ve bakıma özellikle ihtiyaç duydukları, anne şefkatinin üst düzeyde olması gereken, ayrıca annelerin annelik duygusunun en hissedilir döneminde annelere ‘makul bir süre’ özel koruma sağlanmalıdır. Gece nöbeti tutmama hakkının, bu koruma kapsamında kaldığı açıktır. Sözleşmeye göre, özel koruma ve yardım ‘makul bir süre’ devam etmelidir. ‘Makul süre’, 657 sayılı Kanunun 101. maddesinde, Devlet tarafından ‘doğumdan sonraki iki yıl’ olarak değerlendirilmiştir.

Tarihte en geniş kabul gören insan hakları belgesi olan, Türkiye’nin 1990 yılında imzaladığı, 1994 yılında onayladığı ve resmi gazetede yayınladığı Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 24. maddesinin 2. fıkrasının d bendinde,“Anneye doğum öncesi ve sonrası uygun bakımın sağlanması amaçlarıyla uygun önlemleri alırlar.” düzenlemesine yer verilmiştir. Yine bu Sözleşmenin ‘Önsöz’ kısmında, önemli diğer Uluslararası Sözleşmelere atıflar ve hatırlatmalar yaparak taraf Devletlere çocukların gelişimi ve bakımı için anne ve aileye kolaylıklar sağlamayı, uygun ortam oluşturmayı yükümlemiştir. Sözleşmeyle çocuk haklarının korunması amaçlanmış ve taraf Devletlerin bu hakların yaşama geçirilmesi için yükümlülüklere uymaları gerektiği hükme bağlanmıştır.

Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesini Türkiye 2000 tarihinde imzalamış ve henüz TBMM ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylanmamıştır. Bu Sözleşmenin ‘Çocukların Hakları’ başlıklı 23 maddesinin 1 fıkrasına göre, “her çocuğun ırk, renk, cinsiyet, dil, din, ulusal veya toplumsal köken, mülkiyet, doğum gibi bir ayrımcılığa tabi tutulmaksızın ailesi, içinde yaşadığı toplum ve Devlet tarafından, bir küçük olarak statüsünün gerektirdiği koruma tedbirlerine hakkı vardır.” Maddede geçen çocuğun statüsünü, yaşı ve yaşının gerektirdiği insani bakım ve ihtiyaçlar ile ele almak gerekir. Daha önce belirtildiği gibi, bir çocuk 2 yaşına kadar henüz bir bebektir. Ekstra koruma ve bakıma ihtiyaç duyar. Bu dönemde de en hassas zaman dilimi gece vakitleridir. Çocuk aniden uyanıp, anne sütü alma veya uyanarak annesinin yanında olduğunu hissetmek isteyebilir. Bu ihtiyaç ve duygudan mahrum kalan çocuk hem duygusal hem de özgüven olarak ciddi sıkıntılar yaşayabilir. 2 yaşından küçük çocuk, Annesinin bu dönemde gece nöbeti tutmaması konusunda Devletten koruma tedbiri hakkı vardır.

Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesinin (1979) 4. maddesinin 2.  fıkrasında  “Anneliğin korunması amacıyla işbu Sözleşme’de belirtilenler dahil, Taraf Devletlerce alınacak özel önlemler, ayrımcı olarak nitelendirilmeyecektir.” denilerek alınacak önlemlerin önemi vurgulanmıştır. Aynı sözleşmenin 5. maddesinin b bendinde, “Anneliğin sosyal bir görev olarak anlaşılmasını ve çocukların yetiştirilmesi ve gelişiminde kadın ve erkeğin ortak sorumluluğunun tanınmasını öngören ve her durumda çocukların çıkarlarını her şeyden önce gözeten anlayışa dayanan bir aile eğitimini sağlamak.” Devletin yükümlülüğünde olduğu vurgulanmıştır.

1952 tarihli (Gözden Geçirilmiş) Anneliğin Korunması Sözleşmesi’nin Değiştirilmesine İlişkin Sözleşmenin ‘Sağlık Koruması’ başlıklı 3 maddesinde, “Her Üye, ilgili işveren ve işçi örgütleri temsilcilerine danıştıktan sonra, hamile veya emziren kadınların anne veya çocuğun sağlığına zarar verir nitelikte olduğu yetkili makamlar tarafından tespit edilmiş ya da anne veya çocuğun sağlığı üzerinde büyük bir tehlike yarattığı düşünülen işleri yapmak zorunda bırakılmamasını sağlayacak uygun tedbirleri alacaktır.” denilmektedir.

Anayasanın 90. maddesine göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.

Hakim ve C. Savcısı olarak görevini ifa eden bir annenin fiziksel ve zihinsel yorgunlukları -mesleğin stresi, iş yoğunluğu, meslekte risk ölçüsünün yüksekliği, 2 yaşından küçük bebeğin yardıma ve korumaya ihtiyaç duyması, annelik duygusu ile de bağlantılı olarak- diğer aynı görevi ifa edenlere göre daha fazladır. Geceyi yoğun mesai ile uykusuz geçiren anne olan Hakim ve C. Savcısının mesleki verimliliği de düşük olacaktır. Gece nöbeti tutan kadınların annelikten uzaklaşır.Bu sebeple, gece nöbeti diğer benzer durumdaki 657 sayılı Kanuna tabi memurlar ile aynı olması için gereken önlemler alınması Uluslararası andlaşmaların gereğidir.

Türkiye,  taraf olduğu Uluslararası bir andlaşmayı onaylanmasının uygun bulunmasına dair kanunla kabul edip, Cumhurbaşkanı tarafından onandıktan sonra resmi gazetede yayınlamakla antlaşma kapsamındaki düzenlemelere uymayı ve uygulamayı vatandaşlarına taahhüt eder. 2802  sayılı Kanunun haftalık çalışma süresi ve günlük çalışma saatleri konusunda 657 sayılı Kanuna gönderme yapması, yukarıda değinilen antlaşmaların Anayasanın 90. maddesinin bir arada değerlendirilmesiyle 30 Nisan 2014 tarihli 3 No’lu yönergenin 4.maddesinin iptali gerekmektedir.

HUKUKİ GEREKÇELER: Uluslararası Andlaşmalar, 1982 Anayasası, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer ilgili mevzuat.

TALEP SONUCU:Yukarıda anılan gerekçelerle, Hakim ve Sacılar Yüksek Kurulu tarafından 30/042014 tarih, 87742275-010.03-0121-2014 sayılı ve ‘Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının nöbet hizmetlerinin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esaslar’ konulu 3 nolu yönergenin 4. maddesinin yeniden değerlendirilerek iptali hususu,

Saygı ile talep olunur.   

Mustafa KARADAĞ

Yargıçlar Sendikası Başkanı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2013 © Yargıçlar Sendikası